Banu’nun suçu ne?

Kemal-HasKemal-HasHiçbir suçu yok bence.
Sorumun cevabını hemen ilk satırda vermeyi, bu yazımı sonuna kadar okumayan okuyucunun kafasında yanlış bir izlenim yaratmamak adına gerekli buldum.


Her şey Vedat Turkali'yi programına konuk etmesi ile başladı. Belki de buzdağının görünen yüzüydü bu. Yada bizim gibi 'saf' ve 'vatansever' TV izleyicisine durum böyle gerekçelendirildi. Nede olsa Vedat Turkali büyük bir 'hıyanet' içinde Abdullah Öcalan'a selam gönderiyor, böylece 'vatansever','duyarlı' kesimlerden ciddi tepki alıyordu. Tam zamanıydı...
Kimdi bu adam?
Neden bu selamı gönderme ihtiyacı duymuştu?
Bu sorular pek sorulmadı nedense. Bunun yerine; nasıl olurda Banu Güven bu adamı programına konuk ederdi. Zaten bu Banu'nun ilk vukuatı değildi.
12 Haziran secimi öncesi Banu Güven; bütün yurtta ve dış temsilciliklerimizde 'terörist' ve 'sakıncalı' ilan edilen bağımsız milletvekili adayı Leyla Zana'yı programına konuk etmek istemiş, fakat bu, 'ağır abiler' ve medyadaki 'derin' uzantılar tarafından engellenmiştir. Bu Banu 'aykırısı' yaptığı programlarda, işlediği konular ve konuk ettiği 'aykırı' insan tipleri ile bir hayli güvenlerini sarsmıştı 'patron'ların.
Banu'ya Güven'miyorlardı artik. Vedat Turkali'nin yıllar sonra bir TV programına konuk olup, onda da Abdullah Öcalan'a selam yollaması, bütün bu pişen yemeğin (tamda kıvamında) tuzu-biberi olmuştu.



Diğer ana haber bültenlerini sunan pek kıymetli, 'demokrat', TV sunucuları gibi suya sabuna dokunmadan 'Padişah'ım sen çok yasa' naralarına ortak olup bugünkü 'kariyerini' devam ettirebilir, hatta şöhretine şöhret katabilirdi. Çok da zor değildi aslında iktidar partisinden yada ona yarenlik yapan birilerini konuk edip, O'nun görüşlerini kamuoyuna aktarmak. Mesela Mehmet Metiner çok iyi bir konuk olabilirdi kendisi için. Kendince iyi bir entelektüel bence çok iyi bir AKP savunucusu olan bu zatin katıldığı programlar pekâlâ iyi reyting alıyordu.
Hiç kimse 'ben politika yapmıyorum' diyemez. Zaten bu söylemin kendisi politik bir söylemdir. Hayatin her yerinde her an herkes politika yapar. Kendi durduğu yerden bakar herkes gördüğü manzaraya.




'Tarafsız' habercilik denen bir olgu yoktur aslında. Herkes baktığı pencerenin tarafındadır. Beklediğimiz habercilik anlayışı 'tarafsızlık' değildir. Beklentimiz habercilik anlayışı halktan ve haklıdan taraf olmaktır. Ezenden, güçlüden, yok edenden taraf olmaktır 'tarafsızlık' argümanı.
Son yıllarda medya özelinde uygulanan otokontrol mekanizması; çarklarına birçok düşünür, aydın, fikir sahibi insanin kalemlerinden uzaklaşmasını sağlamıştır. 12 Eylül sonrası ve 90'li yıllarda had safhaya ulaşan medya üzerindeki askeri vesayet, şimdilerde bir tarikat vesayetine dönüşmekle birlikte, halen özgür, düşünen, tartışan medyayı oluşturma konusunda akranlarından çok geridedir. Mehmet Ali Birant'ın kısa süre önce yaptığı özeleştiri bir günah çıkarma ayininden pek öteye gidemiyor ne yazık ki.

Ne kadar demokrat oldugunuz kendinize yapilan haksizliga ne kadar karşı çıktığınız kadar, başkalarının hakkini ne kadar koruduğunuzla da ölçülmelidir. Bugün NTV özelinde yapılan bu haksızlığın yarın başka basın kuruluşlarında yaşanmaması için bir bilinç oluşturmak zorundayız.
Banu'ya Güven'meyenlere bizde güvenmiyoruz. NTV'yi ve ona kumada eden ırkçı-tarikatçı zihniyeti protesto ediyoruz.
En azından şundan eminim ki evimde kullandığım TV kumandasını dışarıdan kumanda edecek bir teknoloji henüz gelişmedi...
13/07/2011 Kemal Has

Tags:     Vedat Turkali      Banu Güven      NTV      Abdullah Öcalan
Yorumlar (2)
  • Aslan  - NTV

    NTV cematin kontrolü altına ğeçti artık bundan sonraki süreçte diger demokrat yayın sunan kişileride zorunlu izine yolla**** susturma çabasından kaçınmaz NTV yöneticileri.
    Tarih Banu gibileri unutmayacağı gibi, cematın uşaklığını yapan yöneticilerde birgün kendi kazdıkları kuyularda bulacaktır.

  • Anonim

    ;)) ;) :) :sleep: :D :angry: :angry-red: :idea: :love: :x :x :ooo: :ooo: :ooo:

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir!
 

Köşe Yazarları




Yeni Eklenen

Popüler